11 Ekim 2009 Pazar

AÇIKLAMA


Son günlerin en çok sorulan sorularından birisi ise Mustafa Kabaoğlu abimizin arılarının ölme, yada terk sönme gibi bir sürü sorular soruluyordu.Sönen kovan sayısı öyle bir iki degil, 150 kovandan neredeyse geriye kovan kalmadı sayılır. Dün bir arkadaşımız bir sene bizdede böyle bir hastalık olmuştu deyince bu olayları benim görüşlerime göre aydınlatmam gerektigine karar verdim.

Biz bu sezon Mustafa hacamızla Şile ve Trakya'da birlikteydik. Trakyadaki hocamızın arılığında , tüm arıcıları sayarsak 7 arıcının arısı vardı. Hastalık olsaydı bu hepimizin arısı ölürdü, bende sönen yada terk eden kovan hiç yok, hatta bir anasız arım var hala anasız ve dün anayı kabul etmez ise bir daha götüremem diye götürdüğüm anayı gene kovana verdim, verdiğim bir önceki anaarıyı gene kesmiş. Hocamızın arılıgında 7 kişinin balları aynı sır tezgahında sırları alındı ve aynı makinada tüm ballar süzüldü. Bu sömler hastalıktan degil.

Sorun şudur, tüm balaların alınışında ben vardım, yanı kovanlardan alınacak çıtaları ben çektim. Ben kendi kovanlarımda yavru olmayan tüm çıtaları aldım, mustafa hoca ise yavruluları aldırmadı, polenlileri aldırmadı, birde fazladan bal bıraktı, kovandaki fazlalık çıtalarıda topladık. İşte sorun burda başaladı.

Hatırlarsanız ben ormanda bal geliyor diye iki üç haber yaptım Trakya dönüşüydü. Hatta bir çıtayı Muhteşem abiyle parmaklayıp tadına bakmıştık. Mustafa hocamızın kovanlarında zaten çok bal vardı, ormana bıraktı uzun bir süre kovanları kontrol etmedi. Polen olmadıgından ben kek vermeme rağmen yavru attıramadım. Tüm kovanlar yavruyu kesmişti polensizlikten, polen yok balda geliyor, tüm çıtalar balan bloke edildi, hatta birde bu süreçte Mustafa abi şurup verdi hepten çıtaları bloke edip yavruya kilitledi. Arıda uç uç ve ömür bitti, geridenn gelen olmayınca , terkler ve yağmalar başladı ve sonuç bu. Benim diplomam yok, benim görüşleriminde pek önemi olacagını düşünmüyorum ama genede yazayım dedim, belki bazıları ölüm nedeni aramak yerine bu durmlara düşmemek için ilerde önlem alır.

Sonuçta arınız varsa kesinlikle takip edeceksiniz, bakmadıgınızda bir sürü olumsuzluk oluyor, ben 10/10/09 tarihinde tüm kovanları sıradan geçtim, blokonin nedemek oldugunuda bir sonraki haberde daha detaylı resimlerle anlatacagım. Şimdilik bu detaylar yeter sanırım.

2 yorum:

ERZİNCANLI ARICI VECDİ dedi ki...

Ali bey,çok önemli bir konuya değinmişsin.Koloni kayıplarında esas neden,ana arının beslenme olayıdır.Yazılan tüm kitaplarda,ortak nokta ana arının kolonideki genç işçi arılar tarafından salgılanan arı sütü diye adlandırdığımız maddeyle beslenmesidir.kolonide genç işçi varlığı iki nedenle ortadan kalkar.1.Arıdan kaynaklanan durumlar.Ana arı yaşlı olur,sakat olur,sıcakta yumurtayı azaltır veya keser.Kolonide genç işçi arı kalmaz.Ana arı arı sütü bulamaz.Ölür.Arıcı ana verir kabul ettiremez.2.Arıcı hataları.Arıcı az yumurta atan arı ırkı ile çalışmaktadır,bazı ırkların ana arısı 1100 yumurta atarken bazıları 2000 yumurta bırakır.Ana arı yumurta atacak yer bulamamaktadır.Kolonide kireç ve yavru çürüğü vardır,gelişme olmamaktadır.Kısa sürede arılar yaşlanmaktadır.Bunun sonucu yeni nesil gelmediğinden çöküş başlamıştır.Cevap yazın içindedir.İnsafsızca eleştiri yapanlara yazdığın bu yazı gün gelince REÇETE olacaktır.Saglıcakla kalın.

ALİ TÜRK dedi ki...

Vecdi abi bir sürü blok var, doğru dürüst bilgi ve çözüm üretende yok. Zaten bilim adamları arıcı degil ve olaylardan tamamen kopuk. Arıcılılıkta kovan içindeki arı ailesinin açılımını en iyi izah etmeye çalışmak için kovan içindeki zincirden bahsederim. Bu Bu zincir benim söylemimdir arının dogduktan sonraki ömrü 40 gün, kovan içinde bebekte olacak, çocukta olacak 20 günlük iç hizmetleri yapacak, 20 günlük dış hizmetleri yapacak bir zincir gerekiyor. Bunu daha önce bir çok yerde izah ettim.
Mustafa abinin arılarda bu cincir koptu, yavru yeri olmayınca tüm arılar tarlacı, iç hizmetleri kim yapacak, anaarı yumurta atsa onlara arı sütünü salgılayacak genç işçiler yok, dışardan bal getiren tarlacının ağzından balı alacak gene iç hizmetlerde çalışacak gençler yok ve kovanlar gümledi. Bir tarafta benim arım gelişirken bir tarafta mühiş çökme var, çok yazık oldu. Bakıyorum bu çökmeye ve sönmelere sebep arıyorlar. İş hastaklıga gelince mudahale etmeliyim diye yazdım bu yazıyı. Bu dedilklerimi kimse önemsemiyor ve çözemiyor, yılların arıcısı olmanız, her şeyi bilirsiniz anlamına gelmiyor. İnsanların görüş açıları çok önemli, hiç begenmediginiz insanların tecrübeleri bir çok sıkıntı ve olumsuzlugu çözebilir.
Ama malisef, çözüm üretmeyi bırakın , çözüm üretenlerinde nasıl ayarını bozarım, nasıl ön plana çıkarım hesapları yapılır ülkemizde. Son zamanlarda hep diyorum, o kadar yayın var bir bakın, 10 haberde bir işinize yarayacak bilgi varmı diye. Adam benim sitemde ahkam kesiyor, ben 25 senelik anacıyım diye. Sitresine bakıyorsun ne anaarı üretimi var, ne anaarı ürettiği alan var, nede anaarı kutuları var, ama hep anaarı temini yapar.

Arıların gelişmesinde ve üretim artışlarında ilerde ırklar daha iyi anlaşılacak, şu an sıkıntımız şudur, karniyolu henüz tam kullanamadık. Birde şunu belirteyim, karniyol acemi arısı degil, bir çok konuda siz kovana hakimseniz karniyol kullanacaksınız. Yeni başlayanlar kafkasla başlamalı, kafkası acemiler daha iyi gözlemlerler. Yazınında sonunda belirttim, arın varsa bakacaksın ihmale gelmiyor.

Ormanda bulunan bir kovanım var Trakya'dan bu tarafa anasız. Nedenide istediğim zaman bakamadığımdandır, şu ana kadar 3 anaarı kesti ve beni sinir etti, en sonunda getirecegim gebzeye. Bakın bakamadıgınızda sorunlu kovanı bir türlü çözüme kavuşturamıyorum.